Bu mirasımdır çünkü kalbim sinekkuşu
şaşılacak bir şey yok,
içimizdeki boşluk bu şehirle birlikte doğdu.
varlığımı kutsayan ne kaldıysa hayatta,
hiç olmayacak bir anda
kolumdaki yarayı kanatmamdan başka.
bir kaç ucuz kelime aşkla yeminimi bozdu.
Aklımın tek kat gecekonduları
yani lunaparklarıyla bu şehir ve ben,
benimle hayalin
ahvalinden habersiz hikâyenin
yürümeyi öğreniyorsun
Her adımını alkışlıyorum
yeni doğmuş bir tayın
çağırdığın adımla büyüyor boşluğumuz
gördün mü bak
kuyruğu zincirden uçurtmamın
gördün mü
gitsem kelepçe, gelsen suçluyum.
hala meşrulaşmadım üstelik hiç bir oyunda.
yasadışı kalmak ayrıcalık bir yanıyla.
teşhir ediliyorum halka açık,
kurtarın beni bu suçluluk duygusundan
insana ait ne kaldıysa içimde
ne vardıysa acıtan
gözlerimdeki buğuyu alın
gökkuşağını tuttuğum o dağdan
küllerini savurun anneannemden kalan fotoğrafların
biliyorum, engel olmamalıyım hayatın kurgusuna
omzumdaki yük, sardunyalarımda salyangozlar
tırnaklarımın kan kırmızısı
kalbimdeki tedricî huşu.
kalbim sinekkuşu,
biliyorum sırf bu yüzden erken öldü
inandığım ne olduysa.
şimdi yer yarılsın.
bir yaprağını bile kurtarmayacağım
bu şehrin kapıcı dairelerinde
gizlice yetişen fesleğenlerin
yer yarılsın, ağlarsam saklanmayacağım
tutarsam bir senin yasını tutarım
yani halep, yalnızca beş kulaç bana.
yer yarılsın. ben uçarım nasılsa.
-,yokluğunla anılan adını hasretle selamlarım.-
14 Temmuz 2009
30 Haziran 2009
Beyaz
Dün gece rüyamda,
Pilio dağının yamacında,
ıhlamur ağaçları, böğürtlen şarapları
ve daracık sokaklarıyla
meşhur köyün meydanında,
üç el silah sesi duyuldu.
Çobanları, tanrıları
ve isyanları yola koyuldu
isyanları: üç ses ve bir dans
benim ellerimden kan değil,
ellerimde sen değil
dağlarımda kurtlar uludu.
Çanlar çaldı, davullar..
intikam diye bir kelime
törenle icat olundu.
intikam diye su içen kırlangıçlar vuruldu.
kırlangıçlar ve su.
üç renk ve bir şanstı unutuldu.
Oysa tarihimiz anlı şanlı,
tarihimiz, resmiyetin güç halinden haklı.
hak dediğim: hüzün, nefes ve alaz.
ve aşkın mülkiyetle ilişkisi kuruldu.
Sensiz üç mevsim geçti.Ayaz.
Ağlarımda eksik cesetler bulundu.
-aramızda yalnızca ondört adım var.-
Pilio dağının yamacında,
ıhlamur ağaçları, böğürtlen şarapları
ve daracık sokaklarıyla
meşhur köyün meydanında,
üç el silah sesi duyuldu.
Çobanları, tanrıları
ve isyanları yola koyuldu
isyanları: üç ses ve bir dans
benim ellerimden kan değil,
ellerimde sen değil
dağlarımda kurtlar uludu.
Çanlar çaldı, davullar..
intikam diye bir kelime
törenle icat olundu.
intikam diye su içen kırlangıçlar vuruldu.
kırlangıçlar ve su.
üç renk ve bir şanstı unutuldu.
Oysa tarihimiz anlı şanlı,
tarihimiz, resmiyetin güç halinden haklı.
hak dediğim: hüzün, nefes ve alaz.
ve aşkın mülkiyetle ilişkisi kuruldu.
Sensiz üç mevsim geçti.Ayaz.
Ağlarımda eksik cesetler bulundu.
-aramızda yalnızca ondört adım var.-
25 Mayıs 2009
Rüya: Asalet
Padişahın yüzünde bir avuç güneş
Dilinde gizlediği cennete eş-kal
serin bir çadırmış,
kubbesi kar gibi, kubbesi kadın gibi yumuşakmış.
Medeniyetler beşiğindne geçmişler adımlarıyla
baloncular, nakkaşlar, bozacılar ve elbet
heybetli atlarıyla bütün savaşçılar
Adını koymuşlar bir şehrin: Güya Adalet.
Nallarında dikenli çiviler
ve madeni hükümler ellerinde
Yazıysa tura-turaysa yasa-yasaksa şah
şahsa mat-şansa bak padişah! Dünya: Atalet.
Eşiğin yolu ipek, renkleri parlak oysa.
Unufak dağılmış dokununca.
Ne canlar verilirse verilsin bu uğurda,
meşru eziyet yoktur,
Bu böyle bilinir, tarihteki ilk mitostan bu yana.
Kaşif bulmuş, kadı tutmuş, padişah buyurmuş:
Değil mi ki her toplum kararla toplanır toprağın etrafında,
bundan böyle halkıma bedava
erguvan rengi pamuk helva.
İmza: H.T.
Dilinde gizlediği cennete eş-kal
serin bir çadırmış,
kubbesi kar gibi, kubbesi kadın gibi yumuşakmış.
Medeniyetler beşiğindne geçmişler adımlarıyla
baloncular, nakkaşlar, bozacılar ve elbet
heybetli atlarıyla bütün savaşçılar
Adını koymuşlar bir şehrin: Güya Adalet.
Nallarında dikenli çiviler
ve madeni hükümler ellerinde
Yazıysa tura-turaysa yasa-yasaksa şah
şahsa mat-şansa bak padişah! Dünya: Atalet.
Eşiğin yolu ipek, renkleri parlak oysa.
Unufak dağılmış dokununca.
Ne canlar verilirse verilsin bu uğurda,
meşru eziyet yoktur,
Bu böyle bilinir, tarihteki ilk mitostan bu yana.
Kaşif bulmuş, kadı tutmuş, padişah buyurmuş:
Değil mi ki her toplum kararla toplanır toprağın etrafında,
bundan böyle halkıma bedava
erguvan rengi pamuk helva.
İmza: H.T.
13 Mayıs 2009
sanmasa
Yaranın tasasına bir varmış
Oyunun yasasına bir yokmuş
Güleç bir pantomim sanatçısı
Hıçkıra hıçkıra anlatmış;
Fincanımın içine saklanmış bir dünya:
devenin karnında, yoncaların altında,
ayakları suda, yıldızlar çıkınında bir ada.
Denize nazır uzanmış ooh
ondan rahat kim varmış.
Bembeyaz bulut gibi ağzımda eriyen
bu bereket, bu hayalet
en bilge olanın tahayyülünden
bir küçük parçaymış.
Dağları tepeleri, bütün kırık sözleri,
mezarlarından kaçırılmış cesetleri
buğusundan irisini seçemediğim gözlerimi
aşmış da..
Dönüp de dünyaya baktığında,
gözlerinde tebessüm, dudaklarında yaşlarla
demiş ki,
"padişahım çok yaşa"
Oyunun yasasına bir yokmuş
Güleç bir pantomim sanatçısı
Hıçkıra hıçkıra anlatmış;
Fincanımın içine saklanmış bir dünya:
devenin karnında, yoncaların altında,
ayakları suda, yıldızlar çıkınında bir ada.
Denize nazır uzanmış ooh
ondan rahat kim varmış.
Bembeyaz bulut gibi ağzımda eriyen
bu bereket, bu hayalet
en bilge olanın tahayyülünden
bir küçük parçaymış.
Dağları tepeleri, bütün kırık sözleri,
mezarlarından kaçırılmış cesetleri
buğusundan irisini seçemediğim gözlerimi
aşmış da..
Dönüp de dünyaya baktığında,
gözlerinde tebessüm, dudaklarında yaşlarla
demiş ki,
"padişahım çok yaşa"
05 Mayıs 2009
Hecesinden Habersiz Şiir
Avangard müziği anlat bana
Kim diye sor, hangisi diyeyim
Tek bir resmin milyonlarca parçasıyım,
Bak, gökyüzüne çiziyorsun,
Hiçbirimin birbirinden haberi yok
Hangisi diye sor ne kadar diyeyim.
Varmış gibi birimi
Toprağı litreyle ölçmelerinden saçma ama,
Dünyalar kadar,
Sirkecideki tavşanlar kadar…
Bana nedeni ver bilimi reddedeyim.
Reddimin reddini reddedeyim.
Karışmıyor hiçbir düşünce…
Kara kaplı küçük bir deftere
Sığsın diye…
Sırf İkinci Tekil Şahısta
Seni sınırlandırayım diye…
Bana ne zaman diye sor,
Başlasın hikâye
Evvel zaman içinde..
Kim diye sor, hangisi diyeyim
Tek bir resmin milyonlarca parçasıyım,
Bak, gökyüzüne çiziyorsun,
Hiçbirimin birbirinden haberi yok
Hangisi diye sor ne kadar diyeyim.
Varmış gibi birimi
Toprağı litreyle ölçmelerinden saçma ama,
Dünyalar kadar,
Sirkecideki tavşanlar kadar…
Bana nedeni ver bilimi reddedeyim.
Reddimin reddini reddedeyim.
Karışmıyor hiçbir düşünce…
Kara kaplı küçük bir deftere
Sığsın diye…
Sırf İkinci Tekil Şahısta
Seni sınırlandırayım diye…
Bana ne zaman diye sor,
Başlasın hikâye
Evvel zaman içinde..
20 Şubat 2009
Kırmızı Başsız Kız Amasalı
Dün gece rüyamda
seni çocukluğuma götürdüm
bak dedim burası kayıkhane,
ben bu daldan düştüm
senin kırmızı halı serdiğin bu gölün üstünden
ben karşıya
bir vardım, doğrusaldım.
-ama yansıman yara, sormadım neden.
Arasalardı beni gözünde ormanın
yanardim k.estigim sesteseni çocukluğuma götürdüm
bak dedim burası kayıkhane,
ben bu daldan düştüm
senin kırmızı halı serdiğin bu gölün üstünden
ben karşıya
bir vardım, doğrusaldım.
-ama yansıman yara, sormadım neden.
Arasalardı beni gözünde ormanın
sonra icimden yarasalar gecse
bir sehrin tum otobusleri, patikalariçimden kalabalıklar geçse
topladığım böğürtlenler ellerimde..
ben bir daldım, kırılmazdım.
-ama yanılsamam sızı, geçmedin neden?
Bulunmayı bu kadar isterken
midem dedim, kelebek çizdin
ülseri bilseydim kanardı dizleri sana benzer heykelin
sen ses verdin ben çıkardım bilyelerim,
ard arda, diri diri, sıra sıra dizdim
bak dedim ben ve açılarım
Ne kadar şeffaf olunursa o kadar
-ama anımsamam kara, oynamadın neden?
İki antik mezar arasında,
sazlıklarda yılanları uyuttum
Deniz başlıyormuş çöl bittiği anda
Ben bir yalan uydurdum.
Sen-sandığım-ben.
Bir vardım, bir yoktum.
Canım çocukluğum dedim
-yabancılarla konuşma.
midem dedim, kelebek çizdin
ülseri bilseydim kanardı dizleri sana benzer heykelin
sen ses verdin ben çıkardım bilyelerim,
ard arda, diri diri, sıra sıra dizdim
bak dedim ben ve açılarım
Ne kadar şeffaf olunursa o kadar
-ama anımsamam kara, oynamadın neden?
İki antik mezar arasında,
sazlıklarda yılanları uyuttum
Deniz başlıyormuş çöl bittiği anda
Ben bir yalan uydurdum.
Sen-sandığım-ben.
Bir vardım, bir yoktum.
Canım çocukluğum dedim
-yabancılarla konuşma.
12 Ocak 2009
unut
Dün gece rüyamda
Karaköyün batan iskelesine
sakin bir balon gönderdim cihangirden
yürüdü eksik kedi adımla.
"Deniz kıyısında sen oyna" dedi
içim yeşil dışım yosun solum sensin
Bir tek antika kapı, bir çift parlak göz
ve jilet kadar keskin sandığım andımı
yuttum ardınsıra
Seni netleyince flulaşıyor ya dünya
"Yakınında kalırım" dedi.
önüm beyaz arkam bulut yolum sensin
Bir yarayı unutmanın, yeni bir aradan
başka yolu olduğunu bilseydim
uyutur muydum dizlerimde benim kesik
benim canım bileğim
"Gördüm. Arttırıyorum" dedi.
öncem gri sonram kumar en zorum sensin
Hani yaşamı çok sevince
yaklaşıyor ya insan ölüme
İnsan dediğim kendim
kendime kar dedim.
Damla damla sesimin peşinde
gerekirse gerçekten geçerim.
"Ben ne yapsam olmazdı."dedi.
doğum mavi batım soru(n) hayatım..
hayatım ben..
ezberimi bozarım.
Karaköyün batan iskelesine
sakin bir balon gönderdim cihangirden
yürüdü eksik kedi adımla.
"Deniz kıyısında sen oyna" dedi
içim yeşil dışım yosun solum sensin
Bir tek antika kapı, bir çift parlak göz
ve jilet kadar keskin sandığım andımı
yuttum ardınsıra
Seni netleyince flulaşıyor ya dünya
"Yakınında kalırım" dedi.
önüm beyaz arkam bulut yolum sensin
Bir yarayı unutmanın, yeni bir aradan
başka yolu olduğunu bilseydim
uyutur muydum dizlerimde benim kesik
benim canım bileğim
"Gördüm. Arttırıyorum" dedi.
öncem gri sonram kumar en zorum sensin
Hani yaşamı çok sevince
yaklaşıyor ya insan ölüme
İnsan dediğim kendim
kendime kar dedim.
Damla damla sesimin peşinde
gerekirse gerçekten geçerim.
"Ben ne yapsam olmazdı."dedi.
doğum mavi batım soru(n) hayatım..
hayatım ben..
ezberimi bozarım.
09 Ocak 2009
umut
Dün gece rüyamda
o kadar güzel hayaller kurdum ki
uyandığımda
beyazladı dünya.
Bak senin yatağın yonca,
çıplak ayak geliyorum
cebimde yanık kokusu,
kestane isi yanaklarımda
sesim izinde geliyorum.
Mavi bir kapıyı kapatıyorsun mesela
kırık bir pencereyi açıyorum ben.
Bak benim sokağım savaş,
davullar çalıyor sokağımda.
korkma atlarsam da..
Zillerim eteklerimde geliyorum
sen..
elma dersem çıkma.
o kadar güzel hayaller kurdum ki
uyandığımda
beyazladı dünya.
Bak senin yatağın yonca,
çıplak ayak geliyorum
cebimde yanık kokusu,
kestane isi yanaklarımda
sesim izinde geliyorum.
Mavi bir kapıyı kapatıyorsun mesela
kırık bir pencereyi açıyorum ben.
Bak benim sokağım savaş,
davullar çalıyor sokağımda.
korkma atlarsam da..
Zillerim eteklerimde geliyorum
sen..
elma dersem çıkma.
02 Ocak 2009
31 Aralık 2008
bir gelincik yaktım aziz hatırasına
Dün gece rüyamda
Cemal Süreya'yı Galataya bağlayan
sırları dökülmüş köprüdeCemal Süreya'yı Galataya bağlayan
asma evini yıktılar senin
Bir ben kaldım altındakırdığın kelimelerin.
Öyle büyük bir şey değil,
derin bir yaranın tık hali ancaHani bunca şey esip geçerken
nasıl ezildi suretin aklımda, hattailan olundu aşkımız küçük puntolarla..
"ey ruh duyuyorsan es ver"
Kendine dönüyor aynalardan aksim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)